Gülper Özdemir, MAG Eylül Sayısının Kapağında
Heyecanlı, tutkulu ve meraklı… Oyunculuk kariyerinde farklı karakterlerle her defasında yeni bir dünyaya adım atan Gülper Özdemir, MAG Eylül sayısının kapak konuğu oldu. Almanya’dan İstanbul’a uzanan yalnız bir yolculukla başlayan kariyer hikâyesini, oyunculuğun kendisine kattığı dönüşümü, yeni projelere dair heyecanını ve aşka bakışındaki değişimi MAG Okurları için anlattı…
İstanbul’a geldiğinde Türkiye’de kimseyi tanımadığını ve tüm bu yolculuğa tek başına başladığını anlatan Özdemir, oyunculuğun hayatındaki en büyük hediyesinin kendisini kendisine yaklaştırması olduğunu söylüyor. Kariyerinin ilk dönemlerinde oldukça çekingen ve utangaç olduğunu ifade eden oyuncu, yıllar içinde bu duyguların yerini cesarete, kendini daha rahat ifade edebilmeye ve akışa güvenmeye bıraktığını belirtiyor.
“Benden Gülper eksilmedi aslında; üzerimde bana ait olmayan şeyler eksildi. Ben biraz daha ortaya çıktım.”
“HER PROJEDE YENİDEN BAŞLIYORUM”
“Medcezir” ile başlayan ekran yolculuğundan bugüne pek çok farklı karaktere hayat veren Gülper Özdemir, oyunculuğun kendisi için hiçbir zaman tamamlanmış bir öğrenme süreci olmadığını dile getiriyor. Her yeni projenin kendisi için yeni bir başlangıç olduğunu söyleyen oyuncu, bu hissi yeni bir aşka benzetiyor:
“Her projede yeniden başlıyorum. İşin heyecanı da burada zaten. Yeni bir karakter geldiğinde yine merak ediyorum, yine keşfetmeye başlıyorum. Her yeni iş benim için yeniden âşık olmak gibi; yeni ve heyecanlı bir yolculuk.”
İLK SİNEMA FİLMİYLE GERÇEKLEŞEN BİR HAYAL
Oyunculuk kariyerinde sinemanın her zaman özel bir yerde olduğunu söyleyen Özdemir, yıllar önce izlediği bir gala sırasında kurduğu hayalin, neredeyse on yıl sonra gerçeğe dönüşmesini de anlattı.
Türkiye’ye ilk geldiği dönemlerde Abdullah Oğuz’un bir filminin galasına katıldığını ve salondan çıkarken bir gün sinemada oynamayı dilediğini söyleyen oyuncu, yıllar sonra yine Abdullah Oğuz’un yönettiği “Zaferin Rengi” filminde başrollerden birini üstlendi.
Özdemir için bu deneyimin en özel anlarından biri ise filmin setindeki son günün 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’na denk gelmesi oldu. Çekimlerin ardından tüm ekibin birlikte 10. Yıl Marşı’nı söylemesini, ilk sinema filmine anlamlı bir veda olarak nitelendiriyor.
KARAKTERLER DEĞİŞİYOR, BAKAN GÖZ DEĞİŞİYOR
“Sen Anlat Karadeniz”de canlandırdığı Hazan karakterinden “Kudüs Fatihi Selahaddin Eyyubi”deki Prenses Sibylla’ya, “Gül Masalı”ndaki Gonca’dan “Cennetin Çocukları”ndaki Ahsen’e uzanan geniş bir karakter yelpazesine sahip olan Özdemir, yıllar geçtikçe aynı karakterlere bile farklı gözlerle bakabileceğini söylüyor.
Hazan’ı bugün yeniden oynasa farklı bir yorum getireceğini belirten oyuncu, “Karakter değişmiyor ama ona bakan siz değişiyorsunuz.” sözleriyle oyunculuk yolculuğundaki dönüşümü özetliyor.
Özdemir’in Hazan karakterinden hayatına taşıdığı en güzel şeylerden biri ise at binmek olmuş. Trabzon’da rol için öğrendiği ata binme deneyiminin bugün hâlâ hayatında olmasından mutluluk duyduğunu söyleyen oyuncu, bunu esprili bir şekilde şöyle ifade ediyor:
“Hazan gitti ama atlar kaldı.”
“DUYGULARIN BİR TARİHİ YOK”
Tarihî karakterleri canlandırmanın, insan duygularının zamandan bağımsız tarafını keşfetmesine olanak sağladığını belirten Gülper Özdemir, “Kudüs Fatihi Selahaddin Eyyubi” projesinde canlandırdığı Prenses Sibylla üzerinden yüzyıllar değişse de insanın temel ihtiyaçlarının aynı kaldığını anlatıyor.
Özdemir’e göre bu duyguların başında ise anlaşılma ihtiyacı geliyor:
“Yüzyıllar geçiyor, dünya değişiyor, yaşama biçimimiz değişiyor ama insan hâlâ biri tarafından gerçekten görülmek ve anlaşılmak istiyor. Duyguların bir tarihi yok.”
“KONTROLÜ BIRAKMAYI VE GÜVENMEYİ ÖĞRENDİM”
Oyunculuk kadar hayatın da kendisine önemli dersler verdiğini söyleyen Özdemir, bunların başında kontrolü bırakmak ve güvenmek olduğunu ifade ediyor. Her şeyi önceden planlamanın mümkün olmadığını, bazen hayatın insanı hiç beklemediği yerlere götürdüğünü söyleyen oyuncu, artık hayatın akışına daha fazla güveniyor.
Bu yaklaşım, kariyer anlayışına da yansıyor. Özdemir, şu sıralar büyük ya da küçük olmasından ziyade kendisini gerçekten heyecanlandıran hikâyelerin peşinde olduğunu belirtiyor:
“Okuduğumda ‘Evet, ben bunu oynamak istiyorum.’ dediğim bir hikâye ve karakter olsun istiyorum.”
TED SAHNESİNE UZANAN DÖNÜŞÜM
Kariyerinin ilk yıllarında kendisini oldukça çekingen ve utangaç olarak tanımlayan Gülper Özdemir’in bugün geldiği nokta, oyunculuk serüveninin kişisel dönüşümünü de ortaya koyuyor. Bir zamanlar kendisine “Bir gün TED sahnesine çıkıp bütün bunları anlatacaksın.” denilse inanmayacağını söyleyen oyuncu, yakın zamanda gerçekleştirdiği TED konuşmasıyla bu dönüşümün önemli bir karşılığını yaşadı.
Onun için başarı artık yalnızca bir projenin başarısı, bir karakterin iz bırakması ya da dışarıdan görünen kariyer adımlarıyla ölçülmüyor. Başarıyı daha çok kendi iç dünyasıyla kurduğu ilişki üzerinden tanımlıyor:
“Benim için asıl başarı, kalbimi gerçekten dinlediğim, kendimi fark ettiğim ve içimde ‘evet, doğru yerdeyim’ dediğim anlar.”
AŞK: “BİR EKSİKLİĞİ TAMAMLAMAK DEĞİL, HAYATI PAYLAŞMAK”
Gülper Özdemir, MAG’ın Eylül sayısında oyunculuğun yanı sıra özel hayatına ve aşka dair samimi açıklamalarda da bulundu. Yıllar içinde aşka bakışının büyük ölçüde değiştiğini ifade eden oyuncu, artık aşkı bir eksikliği tamamlayan unsur olarak görmediğini söylüyor.
“İnsan kendisiyle tamamlandığında aşk da bir eksikliği tamamlamak için değil, hayatını paylaşmak için geliyor.”
Özdemir için ilişkide romantizmin en güzel hâli ise büyük jestlerden çok, birlikte hayatı daha eğlenceli ve anlamlı kılabilmek. Birbirini merak etmek, küçük detaylarla hatırlamak, birlikte gülebilmek ve plansızca yeni deneyimlere açık olmak onun ilişki anlayışının temelini oluşturuyor.
Huzur ve heyecan arasında seçim yapmak istemeyen oyuncu, aradığı ilişkiyi tek bir cümleyle özetliyor:
“Huzurun içinde heyecan da olsun.”
“DAHA ÇOK ÜRETMEK, DAHA ÇOK OYNAMAK, DAHA ÇOK GÜLMEK…”
Eylül ayını bir geçiş dönemi olarak gören Gülper Özdemir, hayatının bu dönemini de yeni başlangıçların eşiğinde değerlendiriyor. Önünde yapmak, denemek ve keşfetmek istediği pek çok şey olduğunu söyleyen oyuncu; daha fazla üretmek, daha fazla oynamak, gülmek, sevmek ve yeni deneyimlere açık olmak istediğini ifade ediyor.
Korkunun yerini merakın aldığı yeni dönemini ise şu sözlerle anlatıyor:
“‘Ya olmazsa?’ yerine ‘Acaba ne olacak?’ demek bana çok daha güzel geliyor.”
Oyunculukta tutkusu ve merakı hiç azalmayan Gülper Özdemir, MAG Eylül 2026 sayısındaki röportajıyla yalnızca kariyerindeki dönüşümü değil, hayata bakışındaki sadeleşmeyi ve kendine doğru yaptığı yolculuğu da gözler önüne seriyor.
“Benden Gülper eksilmedi aslında; üzerimde bana ait olmayan şeyler eksildi.”
Gülper Özdemir’in MAG Eylül 2026 kapak röportajının tamamı MAG Eylül sayısında











