Türkiye’de günlük yaşamın vazgeçilmezlerinden biri olan çay, çoğu zaman demlikten alınır alınmaz tüketiliyor. Kahve ve bitki çaylarında da benzer bir alışkanlık görülebiliyor. Ancak ağzı yakacak kadar sıcak bir içeceği sık ve uzun süre boyunca tüketmek yalnızca dil ve damakta değil, içeceğin geçtiği yemek borusunda da termal hasara neden olabiliyor.

Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Halil Genç, çok sıcak içecek tüketiminde asıl dikkat edilmesi gereken noktanın içeceğin türünden ziyade sıcaklığı olduğunu belirterek, günlük hayatta fark edilmeyen bu alışkanlığın yemek borusu sağlığı açısından göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade ediyor.

Her Yudum Yemek Borusuyla Doğrudan Temas Ediyor

Yemek borusu, ağızdan alınan yiyecek ve içecekleri mideye ulaştıran kas yapısındaki bir organ olsa da iç yüzeyi hassas bir mukoza tabakası ile kaplıdır. Bu nedenle çok yüksek sıcaklıktaki yiyecek ve içecekler yemek borusundan geçerken dokuyla doğrudan temas eder.

Doç. Dr. Halil Genç, “Bir kez sıcak bir içecek tüketildiğinde oluşabilecek geçici tahriş ile bunun yıllar boyunca tekrarlanan bir alışkanlık haline gelmesi aynı şekilde değerlendirilmemelidir. Çok sıcak içeceklerin sürekli tüketilmesi, yemek borusu mukozasının tekrar tekrar yüksek ısıya maruz kalmasına neden olabilir. Burada üzerinde durduğumuz konu çayın ya da kahvenin kendisi değil, içeceğin tüketildiği sıcaklıktır.” diyor.

“Dilim Yanmıyor” Demek Güvenli Olduğu Anlamına Gelmeyebilir

Sıcak içeceklere karşı tolerans kişiden kişiye değişebiliyor. Uzun yıllardır çayını çok sıcak tüketen bir kişi, başkasının rahatsız olacağı sıcaklığı zaman içerisinde normal olarak algılayabiliyor. Ancak sıcaklığa alışmış olmak, yemek borusu dokusunun yüksek ısıdan etkilenmediği anlamına gelmiyor.

 

Doç. Dr. Halil Genç, “Kişinin çok sıcak içeceklere alışmış olması, yüksek sıcaklığın yemek borusu üzerindeki etkisini ortadan kaldırmaz. Bu nedenle ‘Ben yıllardır böyle içiyorum, artık sıcak gelmiyor’ düşüncesi doğru bir ölçüt değildir. İçeceğin ağızda belirgin bir yanma hissi oluşturmayacak sıcaklığa gelmesini beklemek daha uygun bir yaklaşım olacaktır.” diyor.

Önemli Olan Kaç Bardak İçildiğinden Çok Nasıl İçildiği

Çok sıcak içeceklerle ilgili gündeme gelen bilgiler zaman zaman “Günde kaç bardak çay ya da kahve içilebilir?” sorusunu da beraberinde getiriyor. Ancak yalnızca bardak sayısı üzerinden kesin bir sınır belirlemek doğru bir yaklaşım değil.

 

Doç. Dr. Genç, konunun tüketim alışkanlığının bütünüyle değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekerek, “Bir kişinin günde kaç bardak çay/kahve  içtiği tek başına yeterli bir bilgi değildir. İçeceğin ne kadar sıcak olduğu, ne kadar hızlı tüketildiği ve bu alışkanlığın ne kadar süredir devam ettiği de önemlidir. Bu nedenle ‘şu sayının üzerindeki her bardak zararlıdır’ şeklinde genelleme yapmak doğru olmaz.” diyor.

Çok Sıcak İçecekler Neden Yemek Borusu İçin Önemli?

Yüksek sıcaklığa tekrarlayan şekilde maruz kalmak yemek borusunun iç yüzeyinde termal tahrişe yol açabiliyor. Doku kendisini onarma kapasitesine sahip olsa da sürekli tekrarlanan ısı hasarı, uzun vadede yemek borusu sağlığı açısından dikkate alınması gereken faktörlerden biri olarak değerlendiriliyor.

 

Dünya Sağlık Örgütü bünyesindeki Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC), 65°C’nin üzerindeki sıcaklıklarda tüketilen içecekleri “çok sıcak” olarak tanımlıyor. Buradaki değerlendirme belirli bir çay, kahve veya başka bir içecek türünden ziyade yüksek sıcaklığa maruziyet üzerinden yapılıyor.

 

Ancak bu değerlendirme, çok sıcak içecek tüketiminin tek başına yemek borusu kanserine neden olduğu şeklinde yorumlanmamalıdır. Yemek borusu kanseri farklı risk faktörlerinin birlikte rol oynayabildiği çok faktörlü bir hastalıktır. Çok sıcak içeceklerin uzun süreli ve tekrarlayan tüketimi ise yemek borusunun yüksek ısıya maruz kalması nedeniyle üzerinde durulan faktörlerden biridir.

 

“Bu bilgi ‘sıcak içecek içmeyin’ şeklinde yorumlanmamalı” diyen Doç. Dr. Genç, “Günlük alışkanlıklarda yapılabilecek değişiklik oldukça basit. İçeceği kaynar halde tüketmek yerine bir miktar soğumasını beklemek gerekiyor. Amaç sevilen bir içeceği hayatımızdan çıkarmak değil, çok yüksek sıcaklıkta tüketme alışkanlığını değiştirmektir.” şeklinde konuşuyor.

Reflü Şikayeti Olanlar Belirtileri Göz Ardı Etmemeli

Yemek borusu yalnızca sıcak içeceklerden etkilenmiyor. Gastroözofageal reflüde mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçması, yemek borusu mukozasında tahrişe ve çeşitli yakınmalara yol açabiliyor.

 

Reflüsü bulunan kişilerde çok sıcak içecek tüketiminin doğrudan hastalığı ağırlaştırdığına ilişkin her kişi için geçerli bir sonuç çıkarmanın doğru olmayacağını belirten Doç. Dr. Halil Genç, özellikle mevcut yemek borusu şikayetlerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguluyor.

 

“Uzun süredir devam eden mide yanması ve ağıza acı su gelmesi gibi reflü yakınmaları bulunan kişilerin belirtilerini yalnızca beslenme alışkanlıklarına bağlamaması gerekir. Şikâyetlerin karakterinin değişmesi veya yeni belirtilerin ortaya çıkması durumunda değerlendirme önem taşır.”

Yutma Güçlüğü “Geçer” Diye Beklenmemeli

Yemek borusuyla ilişkili hastalıklar başlangıçta farklı belirtilerle kendini gösterebilir. Katı gıdaları yutarken takılma hissi, giderek artan yutma güçlüğü, yutarken ağrı, açıklanamayan kilo kaybı veya uzun süredir devam eden göğüs arkasında yanma gibi yakınmaların göz ardı edilmemesi gerekir.

 

Doç. Dr. Halil Genç, “Yutma güçlüğü özellikle üzerinde durduğumuz belirtilerden biridir. Kişi daha önce rahatlıkla tüketebileceği katı gıdaların takıldığını hissetmeye başladıysa veya yutma problemi giderek belirginleşiyorsa bunun nedeninin değerlendirilmesi gerekir. Her yutma güçlüğü ciddi bir hastalık anlamına gelmez; ancak süreklilik gösteren veya ilerleyen yakınmaların araştırılması önemlidir.” diyor.

Çaydan Vazgeçmek Değil, Çok Sıcak İçme Alışkanlığını Değiştirmek

Çay ve kahve tüketiminde amaç, içeceğin tamamen bırakılması değil; yüksek sıcaklığa bağlı gereksiz maruziyetin azaltılmasıdır. İçeceğin hazırlandıktan sonra bir süre bekletilmesi, ilk yudumda ağız ve boğazda yanma oluşturacak sıcaklıkta tüketilmemesi ve çok sıcak içme alışkanlığının günlük rutinin bir parçası haline getirilmemesi alınabilecek basit önlemler arasında yer alıyor.

Doç. Dr. Halil Genç sözlerini şöyle tamamlıyor:

“Çay kültürümüzün önemli bir parçası ve burada çayın kendisini zararlı ilan etmek doğru değil. Dikkat çekmek istediğimiz nokta, içeceğin sıcaklığı. Özellikle sürekli olarak ağzı yakacak derecede sıcak içmek yerine biraz beklemek, günlük hayatta kolaylıkla uygulanabilecek bir davranış değişikliğidir. Yemek borusu sağlığı açısından küçük görünen alışkanlıkların uzun yıllar boyunca tekrarlandığını unutmamak gerekir.”