Dikkat çeken projeleri, güçlü karakter yorumları ve oyunculuğa dair özgün bakışıyla öne çıkan Arbil Tabur, MAG okurlarına verdiği röportajda “Mezarlık”tan “Seni Tanıyorum”a uzanan oyunculuk yolculuğunu anlattı. Karakterleriyle kurduğu bağı, rol hazırlık sürecini ve insanı anlama arayışını paylaşan başarılı oyuncu, “Oyunculuğun beni çeken en güçlü yanlarından biri insanı anlamaya çalışmak” dedi.
Türk dizilerinin dijital platformlar aracılığıyla dünya çapında daha geniş bir izleyici kitlesine ulaşması, oyunculara da farklı anlatı olanakları sunuyor. Kariyerinde son dönemde ağırlıklı olarak dijital projelerde yer alan Arbil Tabur, mecra tercihinden çok hikâyenin kendisine önem verdiğini vurguladı.
“Benim için belirleyici olan, bir işin hangi mecrada yayımlandığından çok; hikâyenin niteliği, nasıl anlatıldığı, karakterleri ve karakterin dünyasında kendime nasıl bir yol bulabildiğim” diyen Tabur, dijital yapımların daha özgün ve özgür işlenebilmesinde süre farkının önemli bir rol oynadığını ifade etti.
“Mezarlık Benim İçin Çok Kıymetli Bir İş”
Toplumsal meseleleri cesur bir biçimde ele alan “Mezarlık” dizisindeki performansıyla da dikkat çeken oyuncu, projenin yalnızca bir polisiye olmadığının altını çizdi. Kadına yönelik şiddetin yanı sıra suçun beslendiği toplumsal zihniyeti de sorgulayan yapımı önemli bir toplumsal vicdan çağrısı olarak değerlendiren Tabur, “Mezarlık”ın izleyiciyi yalnızca seyretmeye değil, düşünmeye ve kendi sorumluluğuyla yüzleşmeye davet ettiğini söyledi.
Dizide teknoloji, siber araştırma ve dijital veri takibi alanlarında uzman Selin karakterini canlandıran Tabur, role hazırlanırken karakterinin dünyasına girebilmek için titiz bir çalışma yürüttüğünü anlattı. Teknolojiye özel bir ilgisi olmadığını belirten oyuncu, Selin’in teknik ve analitik dünyasına hâkim olabilmek için terimlerden çalışma biçimine kadar pek çok ayrıntı üzerinde çalıştığını söyledi.
Rol hazırlığı sırasında uzun süredir kullandığı tabletin yanı sıra bir klavye edinerek pratik yaptığını belirten Tabur, karakter yaratımında küçük detayların önemine dikkat çekti: “Benim için hazırlık, karakterin dünyasına gerçekten girmekle başlıyor. Hem psikolojik hem de fiziksel olarak ona yaklaşırken, karakteri mümkün olduğunca içeriden kurmayı önemsiyorum.”
“Oyunculuk Yalnızca Bir Karakteri Anlatmak Değil”
“Mezarlık”ın kendisine oyunculuğun toplumsal sorumluluğunu da yeniden hatırlattığını ifade eden Arbil Tabur, bir hikâyenin izleyicide farkındalık yaratma gücüne dikkat çekti.
“Eğer bir izleyiciyi düşündürebiliyor, bir kadının yaşadığı şiddeti görmezden gelmemesini sağlayabiliyor ya da bir insanı kendi davranışlarını sorgulamaya itebiliyorsak, yaptığımız işin çok daha büyük bir anlamı olduğunu düşünüyorum” diyen oyuncu, oyunculuğu toplumla kurulan güçlü bir iletişim alanı olarak gördüğünü belirtti.
Tabur’a göre oyunculuğun en değerli taraflarından biri, karakterlerin görünmeyen taraflarına ulaşmaya çalışmak. Bu bakış açısı, oyuncunun kısa süre önce izleyiciyle buluşan “Seni Tanıyorum” dizisindeki Ceren karakterine yaklaşımında da belirleyici oldu.
“İnsanı Asıl İlginç Kılan, Seçimlerinin Arkasındaki Görünmeyen Taraf”
“Seni Tanıyorum”un senaryosunu ilk okuduğunda kendisini en çok etkileyen unsurun karakterlerin psikolojisi olduğunu söyleyen Tabur, karakterlerin ne yaptığından çok neden yaptıklarıyla ilgilendiğini ifade etti.
“İnsanı asıl ilginç kılanın, çoğu zaman seçimlerinin arkasındaki görünmeyen taraf olduğunu düşünüyorum” diyen oyuncu, hikâyedeki karakterlerin zaaflarıyla şekillenen seçimlerinin ve bu seçimlerin sonuçlarının projeyi kendisi için özel kıldığını anlattı.
Ceren karakterini de bu açıdan heyecan verici bulan Tabur, onun kendisini saklamayan, görülmek, sevilmek ve seçilmek isteyen bir kadın olduğunu söyledi. Karakterin en büyük arzusunun aynı zamanda onu en kırılgan hâline getiren unsur olduğuna dikkat çeken oyuncu, Ceren’in hikâyesindeki bu kırılganlığın kendisini etkilediğini belirtti.
“İnsan, İnsan İçin Her Zaman Bir Sır Olarak Kalacak”
“Seni Tanıyorum”un merkezindeki “En yakınlarımızı gerçekten tanır mıyız?” sorusunun, Arbil Tabur’un oyunculuk anlayışıyla da doğrudan örtüştüğü görülüyor.
“İnsan, insanı gerçekten tanıyabilir mi?” sorusunu uzun zamandır düşündüğünü belirten oyuncu, bir insanın bize gösterdiği tarafıyla mı sınırlı olduğunu, yoksa onun gerçek dünyasına ulaşmanın mümkün olup olmadığını sorguladı. İnsanların zaman zaman kendilerine karşı bile dürüst olamayabileceğini ifade eden Tabur, bu düşüncesini “Sanırım, insan, insan için her zaman bir sır olarak kalacak” sözleriyle özetledi.
Bu sorgulamanın oyunculuk mesleğinin merkezinde yer aldığını belirten başarılı oyuncu, bir karakteri yaratırken görünenin arkasına geçmenin önemine dikkat çekti. “Ne söylüyor, neyi saklıyor, neden böyle davranıyor, aslında neye ihtiyaç duyuyor?” gibi soruların karakter yaratım sürecinin temelini oluşturduğunu ifade eden Tabur, bazen karakterin kendisinin bile farkında olmadığı bir noktaya ulaşmaya çalıştığını söyledi.
Arbil Tabur için oyunculuk, yalnızca bir karakteri canlandırmak değil; insanı anlamaya, görünmeyeni keşfetmeye ve hikâyenin sorumluluğunu taşımaya yönelik bir yolculuk. “Seni Tanıyorum” projesinin de uzun zamandır üzerinde düşündüğü bu soruları yeniden gündemine taşıdığını belirten oyuncu, senaryonun kendisine gelişini ise bir anlamda tesadüf olarak görmediğini dile getirdi.












