BİLGİ’de ‘IV. Engellilik Çalışmaları Sempozyumu’ düzenlendi
BİLGİ’de ‘IV. Engellilik Çalışmaları Sempozyumu’ düzenlendi

İstanbul Bilgi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü tarafından düzenlenen IV. Engellilik Çalışmaları Sempozyumu, bu yıl “Yaşam Boyu Özel Öğrenme Güçlüğü” temasıyla santralistanbul Kampüsü’nde gerçekleştirildi. Disleksi, disgrafi ve diskalkuli gibi özel öğrenme güçlüklerinin yaşam boyu etkilerine dikkat çekilen sempozyumda, uzmanlar, akademisyenler ve uygulayıcılar bir araya geldi.
İstanbul Bilgi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü tarafından düzenlenen IV. Engellilik Çalışmaları Sempozyumu, “Yaşam Boyu Özel Öğrenme Güçlüğü” temasıyla santralistanbul Kampüsü’nde gerçekleştirildi. İki gün süren sempozyumda, disleksi, disgrafi ve diskalkuli başta olmak üzere özel öğrenme güçlüklerinin bireylerin yaşamları üzerindeki etkileri bilimsel ve disiplinlerarası bir perspektifle ele alındı.
Sempozyumun açılış konuşmaları BİLGİ Çocuk Gelişimi Bölümü Başkanı Prof. Dr. Dilara Fatoş Özer, BİLGİ Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zeynep Şimşek ve Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Cemil Boyraz tarafından gerçekleştirildi.
Açılışta, özel öğrenme güçlüğünün toplumda görülme sıklığının yüzde 5-15 olduğu belirtilerek bu durumun bireyin yaşam boyu gelişimini etkileyen dinamik bir yapıya sahip olduğu ifade edildi. Öğrenme güçlüğü yaşayan bireyler için gerekli adil imkânlar ve makul uyarlamalar sağlandığında, bu gelişimsel farklılıkların bir “engel” olmaktan çıkarak toplumsal bir zenginliğe dönüşeceği vurgulandı.
Erken çocukluktan sınıf içi stratejilere çok boyutlu yaklaşım
Sempozyumun ilk gününde, özel öğrenme güçlüğünün erken çocuklukta fark edilmesi, erken müdahalenin önemi ve okul öncesi gelişimsel sinyaller ele alınırken; psikolojik boyutlar, akran zorbalığı, düşük özgüven ve aile–okul desteğinin koruyucu rolü de değerlendirildi.
Erken çocukluktan yetişkinliğe: Doğru soruyu sormak
Öğrenme güçlüğünün yalnızca çocuklukla sınırlı olmadığı, ergenlik ve yetişkinlikte de farklı ihtiyaçlarla ortaya çıktığı vurgulanırken, Dr. Özlem Sürücü, “bütüncül değerlendirme” yaklaşımını öne çıkararak odağın tanıdan çok bireyin güçlük yaşadığı alanlara ve nedenlerine yönelmesi gerektiğini belirtti.
Sürücü, sistemin artık kategorik tanı etiketlerine sıkışıp kalmaması gerektiğini vurgulayarak odağın doğrudan bireye ve onun haklarına çevrilmesi gerektiğini belirtti: “Asıl odaklanmamız gereken şey çocuğun tanısının ne olduğu değil; bu çocuğun hangi alanlarda zorlandığı ve neden zorlandığıdır.”
Ortak çağrı: Multidisiplier ve insan odaklı bir model
Sempozyumda, özgül öğrenme güçlüğünün yalnızca eğitimsel değil; tıbbi, psikolojik ve sosyal boyutları olan gelişimsel bir süreç olduğu vurgulandı. Uzmanlar, tek disiplinli yaklaşımların yetersiz kaldığını belirterek çocuk gelişimciler, psikologlar, dil ve konuşma terapistleri, ergoterapistler, özel eğitim uzmanları ve hekimlerin yer aldığı multidisipliner modelin önemine dikkat çekti.
Türkiye Disleksi Vakfı, ÖÇED (Özel Çocuklar Eğitim ve Dayanışma Derneği), Tomurcuk Kooperatifi ve Otistikler Derneği gibi sivil toplum kuruluşları da oturumlarda deneyimlerini paylaştı. Sempozyum, öğrenme güçlüğü yaşayan bireylerin yaşam boyu yalnız bırakılmaması ve hak ettikleri bütüncül ve adil desteğe erişmelerinin sağlanması yönündeki mesajla sona erdi.



