Rolls-Royce tarihinde bir ilk;  Abalone kabuğu kakma işçiliği ile Phantom Hummingbird

Rolls-Royce tarihinde bir ilk;  Abalone kabuğu kakma işçiliği ile Phantom Hummingbird

 Rolls-Royce tarihinde bir ilke imza atan Phantom Extended Private Commission, yenilikçi abalone kabuğu kakma işçiliğini otomobil tasarımına taşıyor. Adını neşeyi, dayanıklılığı ve hayatın her anındaki güzelliği simgeleyen sinek kuşundan alan modelde, Picnic Table’larda 53 parçadan oluşan sinek kuşu motifleri ve Waterfall bölümündeki 84 parçalık botanik motif bulunuyor.

Rolls-Royce Motor Cars, bir müşterisinin eşine ithafen tasarlanan ve Private Office Dubai aracılığıyla hayata geçirilen Phantom Extended Private Commission modeli Phantom Hummingbird’ü tanıtıyor. Neşenin, dayanıklılığın ve her anın içindeki güzelliği keşfetmeyi simgeleyen sinek kuşundan adını alan bu otomobil, doğanın incelikli güzelliğini yansıtmak üzere tasarlandı.

Rolls-Royce tarihinde bir ilke imza atan bu Private Commission, olağanüstü doğal ışıltısıyla öne çıkan abalone kabuğundan yaratılan özel kakma işçiliğini tasarıma taşıyor. Kabuğun sedefli iç yüzeyi ışıkla etkileşime girdiğinde, karakteristik mavi-yeşil bir parlaklık ortaya çıkarıyor. Bu özel malzeme, dünyanın en renkli canlılarından biri olan sinek kuşunun ışıltılı tüylerini yansıtmak üzere sedefle buluşturuluyor. Sinek kuşunun canlı renkleri, tüylerindeki mikroskobik yapıların ışığı küçük prizmalar gibi kırıp yansıtmasıyla oluşuyor ve bakış açısına göre değişen renk parlamaları yaratıyor. El boyaması bir sinek kuşu motifi ise dış Coachline tasarımını tamamlıyor.

 

Özel kakma işçiliği: Doğanın ışıltısını yansıtmak

İncelikli kakma işçiliği, iki farklı kompozisyonda kendini gösteriyor. Her Picnic Table (arka koltuk masası) üzerinde uçuşa geçen sinek kuşu motifi, 53 ayrı abalone kabuğu ve sedef parçasının bir araya gelmesiyle oluşturuluyor. Motifin kanatlarında ise 18 ayrı parça yer alıyor. İki arka koltuğun arasında yer alan Rear Waterfall (arka orta panel) bölümünde, 84 parçadan oluşan bir botanik motif açılarak uzanıyor. Toplamda dokuz aydan uzun sürede geliştirilen bu kompozisyon hem malzeme hem de onunla çalışmayı öğrenen zanaatkârlar açısından yoğun bir geliştirme süreci gerektirdi. Son derece ince ve kırılgan olan abalone kabuğuyla çalışırken, Bespoke Collective’in tasarımcı, mühendis ve zanaatkârları her bir parçanın kesiminden yüzey işlemine ve kaplama üzerine kusursuz biçimde yerleştirilmesine kadar tüm detayları titizlikle geliştirdi.

Bu hassas malzemeyle çalışmanın ideal yöntemi bulunana kadar altı farklı uygulama geliştirildi. Son uygulamada zanaatkârlar, her bir parçanın yerine hem hassas hem de sağlam biçimde yerleştirilebilmesi için sedef ve abalone kabuğunu inceltti. Ardından uygulanan lake işlemiyle malzemenin doğal güzelliği korunurken, nesiller boyunca aktarılması öngörülen bir Rolls-Royce’dan beklenen kalıcılık da gözetildi.

Abalone kabuğu ve sedefin her bir parçası, lazerin kendi yanma payını hesaba katmak üzere nihai ölçüsünden 0,06 mm daha büyük olacak şekilde lazerle kesiliyor; ardından elle inceltilerek, kusursuz ölçüsüne getiriliyor. Her bir parçanın kenarı, yanındaki parçayla kusursuz biçimde birleşene ve arada hiçbir iz kalmayana kadar elle işleniyor. Bu hassasiyet, özellikle sinek kuşunun kanatlarında öne çıkıyor; bu hassas uyum, yalnızca insan elinin ustalığıyla sağlanabiliyor. Kesim ve yerleştirme işlemlerinin ardından her bir Picnic Table ve Rear Waterfall panelinin tamamlanması sekiz saatlik titiz bir çalışma gerektirdi. Üç panel için toplam çalışma süresi ise 45 saate ulaştı.

 

İç tasarım: Doğadan ilham alan bir renk paleti

İç mekânın renk paleti, ilk kez kullanılan abalone kakma işçiliğini tamamlayacak şekilde titizlikle oluşturuldu. Ash Burr kaplama, üç kakma panelinin tamamında tasarımın zeminini oluşturuyor. Picnic Table motiflerinde kullanılan Silver Birch ise tasarımın ayrılmaz bir parçası olarak öne çıkıyor. Motifteki tüm parçalar, damar yapısının kompozisyonla kusursuz bir uyum sağlaması için özel olarak seçilip titizlikle incelenen tek bir ahşap kütüğünden elde ediliyor.

Koltuklarda, Moccasin ve Tan tonlarındaki detaylarla tamamlanan Creme Light deri kullanılıyor. Seashell halılar ise Starlight Headliner’ın ışıltılı atmosferini tamamlıyor.

 

Son detaylar: Temanın dış tasarıma yansıması

İç mekândaki temayı dış tasarıma da taşıyan Phantom Hummingbird’ün alt gövdesi Wildberry, üst gövdesi ise White Sands tonunda tasarlanıyor. İki renk arasındaki geçiş, otomobilin gövde çizgisi boyunca uzanan ve üzerinde uçuşa geçen bir sinek kuşu motifinin yer aldığı, elle uygulanan White Sands Coachline ile tamamlanıyor.

Doğanın Rolls-Royce tasarımları için her zaman zengin bir ilham kaynağı olduğunu söyleyen Phil Fabre de la Grange (Head of Bespoke, Rolls-Royce Motor Cars) sözlerine şöyle devam etti: “Doğa, tasarımcılarımıza ve zanaatkârlarımıza yorumlayabilecekleri olağanüstü formlar ve renkler sunuyor. Müşterilerimiz, bu ilhamı yeni ve beklenmedik şekillerde keşfetmeye devam etmemiz için bizi sürekli olarak teşvik ediyor. Bu özel Private Commission da bunun en çarpıcı örneklerinden biri. Abalone kabuğunun Rolls-Royce kakma işçiliğine ilk kez dahil edilmesi, tasarımcılarımız ve zanaatkârlarımız için yeni ve yaratıcı bir teknik yolculuk başlattı. Bu çalışma, sinek kuşunun büyüleyici varlığına zarif bir saygı duruşu niteliğinde.”